Türkiye Cumhuriyeti

Selanik Başkonsolosluğu

Dışişleri Bakanlığı Açıklamaları

12 Nisan 2015 Tarihinde Vatikan’daki Ayinde Kullanılan İfadeler Hk. , 12.04.2015

No: 110, 12 Nisan 2015

Vatikan’da Aziz Petrus Bazilikası’nda, 12 Nisan 2015 tarihinde düzenlenen ayinde 1915 olayları konusunda gerek Papa Fransuva’nın gerek Ermeni temsilcilerinin ifadeleri tarihi ve hukuki gerçeklerle bağdaşmamaktadır.

Papalık makamına geldiği günden bu yana, dünyada farklı gruplar arasında barış ve dostluğun tesis edilmesini savunduğunu belirten Papa Fransuva, çekilen acılar arasında ayrımcılık yapmış, seçici bir bakış açısıyla 1. Dünya Savaşı’nda hayatını kaybeden Türk ve Müslüman halkların uğradığı mezalimi görmezden gelmiş, başta Ermeniler olmak üzere sadece Hıristiyanların acılarını öne çıkarmıştır.

Tarihin siyasete alet edildiği bu ayinde, geçmiş yüzyıllarda Anadolu'dan uzak coğrafyalarda yaşanan büyük acılar ve açılan karanlık sayfalar, bu meyanda sömürgeciliğin zulmü tamamen gözardı edilerek, 1915 olaylarıyla ilgisi olmayan, yüzlerce yıl Anadolu'da birlikte yaşadığımız Hristiyan kardeşlerimizin zikredilmesi kabul edilemez.

Soykırım hukuki bir kavramdır. Hukukun koşullarını yerine getirmeyen iddialar, ne kadar yaygın kanaat mefhumuyla açıklanmaya çalışılırsa çalışılsın, iftiradan ibarettir. Papa Fransuva’nın konuşmasında Bosna ve Ruanda’da uluslararası yetkili mahkemelerce soykırım oldukları saptanmış acı olaylar “toplu kıyım” olarak zikredilirken, hakkında hiç bir mahkeme kararı olmayan 1915 olaylarına soykırım denmesi manidardır. Bu çelişkinin adalet ve vicdan kavramlarıyla izah edilmesi mümkün değildir.

Üzüntüyle görüyoruz ki, Papa Fransuva’nın bugün düzenlenen ayindeki sözleri, 28-30 Kasım 2014 tarihleri arasında ülkemize gerçekleştirdiği ziyarette ve dönüş yolunda “iki tarafın da iyi niyetli olduğunu, uzlaşının gerçekleşmesi için taraflara yardım edilmesi ve halkların uzlaşması için dua edilmesi gerektiğini” belirten ifadelerinden ciddi bir sapmadır.

Oysa, Türkiye ziyareti sırasında ve akabinde verilen mesajlardan sonra, bugün düzenlenen ayinde, 1. Dünya Savaşı sırasında hayatını kaybeden her bir can için, Hristiyan, Müslüman, Musevi olduğuna bakılmaksızın dua edileceği ve Tanrı’dan rahmet dilenmesi üzerinde bir uzlaşıya varılabileceğini düşünmüştük.

Papa’nın bugünkü ifadelerinden, gelecek nesillere dostluk ve barış miras bırakmak yerine tarihten husumet çıkarmakta inat eden Ermeni anlatısının etkisi altında kaldığını görüyor ve bu tutumu reddediyoruz.

Papalık gibi ulvi bir makamdan, tarihi olaylar hakkında dini ayrımcılığa ve tek yanlı yorumlara prim verip, tarihten husumet çıkartanları desteklemek yerine, özellikle dünyanın halen içinde bulunduğu hoşgörüsüzlük, ayrışmalar ve çatışmalar ortamında etnik ve dini ayrımcılıkları reddeden evrensel bir dilin inşa edilmesini sağlayacak ortak yaklaşımlara ve barışa hizmet etmesi beklenirdi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 23 Nisan 2014 tarihinde yayınladığı tarihi mesajda vurgulandığı gibi “bugünün dünyasında tarihten husumet çıkarmak ve yeni kavgalar üretmek kabul edilebilir olmadığı gibi, ortak geleceğimizin inşası bakımından hiçbir şekilde yararlı da değildir”.

Her açıdan tartışmalı, önyargılara dayalı, tarihi tahrif eden ve Birinci Dünya savaşı koşullarında Anadolu’da yaşanan acıları tek bir dinin mensuplarına indirgeyerek takdim eden ifadeler Türkiye ve Türk milleti için yok hükmündedir.

Bu konudaki görüşlerimiz bugün Bakanlığımıza davet edilen Vatikan’ın Ankara’daki Büyükelçisine aktarılmıştır. Keza, Vatikan Büyükelçimiz Sayın Mehmet Paçacı istişareler için Türkiye’ye çağrılmıştır.